Anksiyete Nedir?

Anksiyete

Kaygı bozukluğu olarak da geçen anksiyete, bir tür psikolojik hastalıktır. Bu rahatsızlığa sahip birey, herhangi bir durum karşısında mantıklı düşünemeyebilir. Tüm ihtimalleri kendi kafasında sıralayabilen hasta, en kötüsünü düşünerek panik atak geçirebilir. Nefes darlığı, baş ağrısı ve kalp ritminde hızlanma gibi belirtiler ile atak haline geçene kişi, ne yazık ki zor sakinleşiyor. Özellikle profesyonel desteğe başvurulmadığı takdirde hastalığın artması ve gündelik yaşamı etkilemesi mümkün oluyor. İş, eğitim ve sosyal olmak üzere hayatın her aşamasını kötü yönde etkileyen anksiyete, kişiyi mantıklı düşünmekten alıkoyuyor.

Pek çok farklı nedenden kaynaklanabilen anksiyete, teşhis aşamasında zorluk yaşatabiliyor. Özellikle hafif seviyedeki kaygı bozukluklarında gerekli profesyonel desteğin alınması sonrasında teşhis bir nebze olsa kolaylaşmaktadır. Psikiyatrist bölümünü ziyaret etmesi gereken hastanın öncelikli olarak kendisini ve hastalığını kabul etmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde uygun tedavinin alınabilmesi mümkün hale geliyor. Özellikle anksiyetesi bulunan ancak bu durumu reddeden kişiler, çok daha zorlu bir tedavi süreci yaşıyorlar. Öncelikle uygun tedavi arayışına geçmeyen hasta, buna bağlı bir şekilde farklı hastalıklar ile karşılaşabiliyor.

Özellikle 18 – 25 yaş arası grupta anksiyete görülme ihtimali yükselebiliyor. Ancak hastalığın sadece belirli yaşlar ile sınırlı kaldığı söylenemez. Ergenlik ile beraber her yaştan kişide kaygı bozukluğuna rastlanılabilir. Hayatın akışına ayak uyduramayan veya zorlu bir süreç geçiren kişilerde kaygı bozukluklarına rastlamak yüksek olasılık dahilinde değerlendiriliyor.

Anksiyete

Anksiyete Belirtileri

Hastalığın en büyük belirtisi, düşünce yapısının kontrolden çıkmasıdır. Sürekli olarak yaşanılan duruma kötü tarafından bakan hasta, en kötü sonuçları değerlendiriyor. Nitekim bunun sonucunda panik atak krizlerine rastlamak mümkün hale geliyor. Ayrıca ellerde titreme, kalp atışında hızlanma, nefes almada zorluk, hareketlilik hali, şiddetli baş ağrıları, tuvalete çıkma sıklığında artış ve mide krampları anskiyeti belirtileri arasında yer alıyor.

Kaygı bozukluğu, kendi içerisinde farklı türlere ayrılıyor. Kişinin ne türde bir kaygı bozukluğuna sahip olduğunun anlaşılması, tedavide önemli bir adım olarak görülüyor. Bunun içinse anksiyete krizlerinin hangi durumlarda ortaya çıktığına bakılıyor. Eğer kalabalık karşısında panik atak ya da kaygı bozukluğu yaşıyorsanız sosyal fobi hastalığına sahip olabilirsiniz.

Daha çok topluluk önünde konuşamama ve tanınmayan grup içerisinde kaygı bozukluğu olarak görülen sosyo fobi, ne yazık ki hayatı doğrudan olumsuz etkiliyor. Eğitimi ve kariyeri etkileyen hastalık, gündelik yaşam kalitesini düşürüyor. Erken yaşlarda çocuğun davranışlarının dikkatli bir şekilde incelenmesi önem teşkil ediyor. Eğer kaygı bozukluğuna dair belirti görülür ise vakit kaybetmeksizin uzman doktora danışılması gerekiyor.

Anksiyete Tedavisi

Günümüzde kaygı bozukluğuna yol açan nedenler temel olarak iki gruba ayrılıyor. Bunlardan ilki genetik olurken bir diğeri ise çevresel faktörler olarak tanımlanıyor. Kişi, özellikle çevresinden gördüğü davranışlar sonucu çeşitli travmalar yaşayabilir. Ayrıca psikolojik hastalıklara olana yatkınlık, hastalığa yakalanma şansını elbette artırıyor.

Kaygı bozukluğunun ne türde olduğunu belirlemek ve uygun tedavi sürecine geçmek için uzman bir psikiyatrist uzmanına muayene olmalısınız. Eğer yaşadığınız sorun daha küçük çaplı ise doktorunuz terapi uygulamasını tavsiye edebilir. Grup ve konuşma terapileri gibi tedaviler ile kaygı bozukluklarının hafifletilmesi belirli ölçüde mümkün.

Anksiyete tedavisi için uygulanan en sık yöntem elbette ilaçlardan geçiyor. Belli başlı antidepresan grubu ilaçlar, kişinin rahatlamasına ve kaygı durum bozukluğundan kurtulmasına imkan tanıyor. Gündelik yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve hastanın anormal düşüncelerden uzaklaştırılması mümkün hale geliyor. Bu noktada tedavinin uzun süreceği bilinmelidir. Bundan dolayı uzman doktorun söylediklerine önem verilmeli, belirtilen süre boyunca düzenli bir şekilde ilaçlar kullanılmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir