Uyku Bozuklukları Nedir?

Uyku Bozuklukları

Uyku aslında sadece bir hayatınıza ara vererek zaman kaybetmeniz için ayrılan süre değildir. Günlük olarak zihinsel ve fiziksel aktivitelerden sonra vücudunuzu, beyninizi dinlendirmek için iyi bir uyku çekmek çok önemlidir. Uyku Bozuklukları sorununun yaklaşık olarak 85 türü bulunmaktadır. Bu rahatsızlıkların pek çoğunda kişinin yaşam kalitesinin düşmesiyle beraber fiziksel, ruhsal bozukluklar da oluşmaktadır. Bu bozukluklar trafik ve benzeri kazalarda da kronik olarak rastlandığı için halk sorunu olarak bilinmektedir. Uyku bozukluklarının bazı türlerinde kolay uykuya dalamama ve sürdürememe gibi sorunlar kendini gösterebilir. Eğer biyolojik saatiniz normaldekinden farklı bir şekilde çalışıyorsa, farklı zamanlarda uykulu olma problemi yaşayabilirsiniz. Uyurgezerlik, uyku sırasında altını ıslatma, kabus ve diğer sorunlar yüzünden de uykunuz yarım kalabilir. Ancak bazı uyku sorunlarında ortaya çıkan belirtiler hayatınızı tehdit edecek kadar önemli olabilir.

Uyku Bozuklukları

Uyurken Görülen Solunum Rahatsızlıkları

Uyku apne sendromu olarak da bilinen solunum rahatsızlığı uyku bozukluklarının en çok rastlanan rahatsızlıklarından biri olmaktadır. Horlamanın uyurken gürültülü nefes alıp vermeyle ortaya çıkması da bir rahatsızlıktır. Eğer horlamanız rahatsız edici boyutlardaysa, aynı yatağı paylaştığınız kişiyi, evdekileri ve hatta komşularınızı bile uykularından edebilirsiniz. Horlama, boğazda daralma sonucu oluşan bir gürültüdür. Horlama pek çok sebepten dolayı ortaya çıkabilmektedir:

  • Bademcikler
  • Küçük dil
  • Damak yapısı bozukluğu
  • Aşırı kilolar
  • Alkol tüketimi
  • Yorgunluk
  • Uyku düzeninin bozulması

Bu gibi sorunlar, Uyku Bozuklukları ve benzeri rahatsızlıkları ortaya çıkarabilir. Çoğu zaman horlama rahatsızlığı bulunan kişi bu durumdan rahatsız olmaz. Ancak yakın çevrenizdeki kişileri rahatsız ettiğinizden dolayı horlama bir sorun olarak görülmektedir. Uzmanların söylediğine göre horlama sorunu yaşla birlikte daha da artan, orta yaşlı ve üzeri kişilerde de iyice belirginleşen bir rahatsızlıktır. Horlamanın ileriki zamanlarda boğaz daralmasıyla birlikte nefes kesilmelerine de yol açtığı bilinmektedir. Tıkayıcı uyku apne sendromu olarak da bilinen obstrüktif apne olduğu zamanlarda uzun süreli (10 saniye ve üzerinde) horlamaların tekrarlanmasıyla birlikte horlama gürültülü şekilde gerçekleşir.

Obstrüktif Uyku Apne Sendromu

  1. Uyurken boğazda yaşanan tıkanıklıklar neticesinde tekrar tekrar oluşan solunumsal bozukluklar neticesinde ortaya çıkar.
  2. Uyurken solunum tamamen kesilir veya azalırsa, kanda oksijenin azalmasıyla beraber yeterli nefes alınamadığından dolayı uyku kesilmesi de olabilir. Soluk alamama yeniden uyanıncaya kadar devam eder. Eğer kişide uyku sorunu varsa, asabi olmak ve kan basıncının yükselmesi gibi belirtiler normaldir. Uykunun bozulması neredeyse tüm vücudu etkiler. Metabolizmada oluşan sorunlar ve cinsel işlevlerin bozulması da buna dahildir. Yani obstrüktif apne sorunu dikkate alınması gereken bir sorundur.
  3. Hastaların gürültülü ve rahatsız edici horlamaları, sabah normal uykularını alamadan uyanmaları, dinlenmeden yeni bir güne başlamaları önemli sorunlar arasındadır. Zihinsel sorunlar ve gün içinde yeteri kadar aktif olamama da uyku sorunlarının belirtileridir.
  4. Obstrüktif türü apne sendromunun tanısının doğru bir şekilde yapılması için uyku laboratuvarında gerekli testlerin yapılarak karar verilmesi şarttır. Bunun yanı sıra basınç tedavisi gereken hastalarda da laboratuvarda gerekli incelemeler yapılarak işleme başlamak gerekmektedir.

Uyku Bozukluğunun Toplumdaki Etkileri

Uyku Bozuklukları toplum arasında sıkça görülen bir sorundur. Aşırı uykululuğunun oluşmasında en büyük neden uyku apne sendromunun bulunmasıdır. İnsanların yetkinlik dönemlerinde %4 erkek ve %2 kadınlarda obstrüktif apne sendromu görülmektedir. Bu oran çocuklarda %3’tür. Ancak hastaların az bir kısmı böyle bir rahatsızlıklarının olduğunu bilmektedirler. Uyku laboratuvarının en yaygın olduğu ülke olan ABD’de bile hastaların sadece 1/10’unun tanı alabildiği bilinmektedir. Yani bu sorunun geç teşhis edilmesiyle birlikte dikkate alınması gerekildiğini de söylemekte fayda vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir